Asra Yemin Olsun | Canan Köksal



ŞiirSizsiniz
ŞiirSizsiniz
Asra Yemin Olsun | Canan Köksal
/

Canan Köksal şiiri Asra Yemin Olsun, Aşkın Güngör seslendirmesiyle karşınızda. Şiir Kayseri Büyükşehir Belediyesi 2019 Âşık Seyrani Şiir Yarışmasında birincilik ödülü almıştır.

İyi dinlemeler…

ASRA YEMİN OLSUN
Canan Köksal

 

–Vel asr

–İnnel insane le fi husr

 

Zamana yemin olsun

Ateşe kanat çırpan pervaneye de

Yanmak aydınlanmaktır

U’yansın gece gözlerinde

Zemheri ayazından nisan yağmurlarına koşan

Atlara da söyle…

Turnalar Kaf Dağı’na göçende geleceğim

Yemin olsun

 

Gökkuşağından topladığım uçarı sesimle

Bir gelinciğe anlatıyorum öykülerimi

Dağ ile göğün buluştuğu o yerde

Türküler söylüyorum, acemi…

Başaklar topluyorum bereketli yarınların avuçlarına

Öfkesi bilenmiş alaca atlarla geleceğim şafağına

Yemin olsun

 

Ne zaman, çocukların oyununu gölgelemez Silahların soğuk demiri

Ne zaman kurşunlar yoksulun kalbindeki ışığı hedef almaz

Ne zaman Afrika sol yanımı acıtmaz

Ne zaman Filistin sürmeli gözleriyle

Gülümseyerek uyanır sabaha

Gözlerimden dökülen yaşlarla geleceğim

Yemin olsun

 

Şimdi saçlarımı yoruyor bu rüzgâr

Kalbimin yamaçlarından esip geliyor yüzüme doğru

Bekleme…

Hasretin pervazında melul ve yaralı

Şairler gülümseyerek ölmeli

Ve can vermeli hüzün ellerimde

Bekleme…

Yüküm zor yüküm ağır

Ellerim öksüz gözüm sağır

Mesafeler yorgun ayaklarım ağır

‘Haydi var git kavmine’ deyince emir

Meryem sevinciyle geleceğim kapına

Yemin olsun

 

Asırlar giyinse zaman

Yaşlansa yorulsa zaman

Ben duydum zemheri beşiğinde

Baharlara ninniler söylüyordu annem

Çocukların kundağı bozkır

Teni buğday, gözleri gurbetti o zaman

 

Aynalar… Aynalar…

Aynalı odalarda sen

Zaman aheste dökülürken kum saatinin belinden

Solmayacak baharlar için zemheride açtım ben

Can kırıklarını topladım sızılı ürkek kızların

Kekik sürdüm bileğine, gülümsedim

Başkaldırdım bütün putlara, yalana meydan okudum

Yaktım çırasını hakikatin, kendimi buldum

Yıkılmaz burçlarımla geleceğim

Yemin olsun

 

Aşk, ateş damlası gibi düşmeden

Yüreğimin şahdamarına

Hiçtim ben…

Kimseler bilmez

Seni ruhuma bedelsiz biçtim ben

Silkeleyip tozunu aklımın

Düştüğüm yerden başladım yürümeye

Acının eşiğini öptüm hamd ederek

Sevdim kanayan yanlarımı

Yaraya ‘sus!’ bastım

Gönül gurbetinden de geçtim

Huzura ermiş yalnızlıklarla geleceğim

Yemin olsun

 

Konuşmak için susuyorum…

Susuyorum…

Sus…

Isınmak için üşüyorum…

Üşüyorum…

Üşü…

Güneş boynunu arza uzattığı zaman geleceğim

Yemin olsun

 

Biraz daha öleyim şu ateş selinin içinde

Şarkın yaslı bülbülü yine o dikene konsun

Hoyratça koparılmış gülün intizarını

İçimin sazlığındaki neyzen duysun

Kamışını batırıp gözyaşımın mürekkebine

Kalbimi baştan başa ikiye bölsün

Ay düşsün gözlerinin karasına

Son sözümü de susup söyleyeceğim

Yemin olsun.

 

İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr

 

Bir Cevap Yazın