Yalnız Kalpler Yokuşu | Aşkın Güngör | Bilgün Elturan ile Düet



Aşkın Güngör Şiirleri
Aşkın Güngör Şiirleri
Yalnız Kalpler Yokuşu | Aşkın Güngör | Bilgün Elturan ile Düet
/

Aşkın Güngör şiiri Yalnız Kalpler Yokuşu, Bilgün Elturan düeti ve Hüsnü Şenlendirici müziği ile karşınızda.

İyi dinlemeler…

YALNIZ KALPLER YOKUŞU
Aşkın Güngör

 

Müzeyyen’e söyle, beni fazla beklemesin
Yağmur tıpırtılarından şarkı toplayacağım
Bir gazel patlatsın kedilerin seveceği
Ben de afili üzüntümü sırtıma alacağım
Belki de Taşlıtarla’da karakolluk olacağım

Ercüment’e söyle, İstanbul gece gibi
Serilip duruyorken penceremin ardında
Müzeyyen’den daha iyi kimler bilebilir ki
Hangi gazel gam yapar kedilerin ruhunda

Müzeyyen’e söyle, rakıya buz konulmaz
Belki de nezarette üç gazellik kalacağım
Yağmur dinmezse bir temiz ıslanacağım
Hani ki köpeklerin kokusunu sevdiği
Ayarı bozulmuş bir berduş olacağım

Ercüment’e söyle, gelirken ekmek alsın
Aman sokak itlerini takmasın hiç peşine
Kalbimi ütülerken çift çizgi yaptın diye
Somurtacaksa yine hiç gelmesin geriye

Müzeyyen’e söyle, Kürdilihicazkâr
Bir çay demlesin akşamüzeri
Ve bulutlara şu notu iliştirsin kargalar:
Kürdilihicazkâr çaya şeker atılmaz
Kalp soğuğunda sağ kalamaz goncalar

Ercüment’e söyle, kargalar karga değil
Gecenin örtüsünden biçtiğim kaderimdir
Feleğin eleğinden diz kırmadan geçtim ben
Bu dertlerle yıkılmam, dik durmak ödevimdir

Müzeyyen’e söyle, kalbimin gecekondusu
Eli boş gelen baba, aç uyuyan çocuklar
Hepsi de anacığın yüzü gibi soluklar
Zenginde meşk çabası, yoksulda aş belası
Tanrı’nın terazisi adalettir diyorlar

Ercüment’e söyle, hâşâ desin arlanmaz
Ne bir gün oruç tutar, ne bir nafile namaz
Utanmasa Hızır’ın urbasıyla gezecek
Dualarımla bile kurtulmaz o düzenbaz

Müzeyyen’e söyle, Tanrı’yı meşgul etmesin
Bulutlardan sekip yağmur oldu dualar
Bir çırak çocukcağız düşünden düştü demin
Ve durduk yere sızladı anasının yüreği
Çaya düşüp renklendi o vasıfsız damlalar

Ercüment’e söyle, kaldırımlar musalla
Yağmur da abdest olsun böyle davranacaksa
Rakısına çay kattım, götürdüm yola döktüm
Orda kalsın kendi de daha nazlanacaksa

Müzeyyen’e söyle, aynalarla öpüşsün
Bir yorgun adamım ben çünkü oldum olası
Güç geliyor kalbimde bir sevdayı taşımak
Okşamak varken kederin kapkara saçlarını
Bulutlara değen başımla hep huzurlu yaşamak

Ercüment’e söyle, tekken çoğaldı benle
Prensesler gibiydim ben babamın evinde
Bir şiir berduşunun söküğünü dikmekten
Gençlik de güzellik de kalmadı ellerimde

Müzeyyen’e söyle, yalnız kalpler yokuşu
Seçmese de gözlerim böyledir okunuşu
Sanıyorum tabelada bir de kurşun deliği
Değilse de bir gazelin en kederli dileği
Üstüne yemin olsun, dönemem ona geri

Ercüment’e söyle, boynu altında kalsın
Gitsin de kendine bir sevda satın alsın
Anlamaz çünkü rezil, bir kadının ruhundan
Endamını da görsen, farkı yoktur odundan

Müzeyyen’e söyle, ruhum bile ıslandı
Sokak köpekleri gibi saçak altında naçar
Son nefesi versem de vazgeçemem sözümden
Unutmasın her keder umuda kapı açar
Kimi aşk sıradandır, kimisi ömrü yakar

Ercüment’e söyle, bütün küçük adamlar
Böyle büyük sözlerin ardına saklanırlar
Ömür dediğin üç gün, biri yarın biri dün
Şairler bu kalan tek günde harcanırlar

Müzeyyen’e söyle, kendisi de şiirdir
Şiirlerin içinde boğulduğum nehirdir
Onu da yazan bendim kendi gamımdan önce
Ki pek Kürdilihicazkâr bir kadın oldu bence
Sor bakalım o da mı harcanmış bir ömürdür

Ercüment’e söyle, Müzeyyen ki kömürdür
Tutuşturur bir kalbi en lütufkâr duruşu
Kendi kalbini ezen bütün şairlerin de
Değişmez adresi yalnız kalpler yokuşu

Müzeyyen’e söyle, üstüme yıldız örtsün
Bulursa kaldırımda çürüyen bedenimi
Gazelimi iliştirsin soğumuş dudağıma
Affederse alnıma bir öpücük kondursun
Sonra da gömsün beni kalbinin yokuşuna

12 Haziran 2021

Bir Cevap Yazın